bilgi-dŁnyam
  ROMA
 

Roma Forumu 
(Forum Romanum, Romalılar daha çok Forum Magnum olarak veya sadece Forum olarak adlandırmışlardır) antik Roma'nın geliştiği merkez bölgesidir. Ticaret, iş, fahişelik, ibadet ve adaletin yönetimi burada gerçekleşmekteydi. Burası toplumsal ocağın olduğu yerdi. Kaldırım kalıntılarından anlaşılan, çevresindeki tepelerden aşınan çökeltilerin forumun seviyesini Cumhuriyet'in erken zamanlarından itibaren yükseltmeye başladığı görülmektedir. Asıl olarak bataklık bir zemin olan alan, Tarquins tarafından Cloaca Maxima ile kurutulmuştur. Hâlâ görülebilen en son traverten kaldırımı, Augustus'un yönetimi zamanındandır. 

Arka planda Palatine Tepesi olan Roma Forumu. Ön sol tarafta bulunan kemer Septimius Severus Kemeri'dir, sağ tarafta ise üç sütunlu Vespasian ve Titus Tapınağı Satürn Tapınağı'nın önünde durmaktadır.

Arka planda Palatine Tepesi olan Roma Forumu. Ön sol tarafta bulunan kemer Septimius Severus Kemeri'dir, sağ tarafta ise üç sütunlu Vespasian ve Titus Tapınağı Satürn Tapınağı'nın önünde durmaktadır.

 Forum içindeki yapılar

  • Castor ve Pollux Tapınağı
  • Romulus Tapınağı
  • Satürn Tapınağı
  • Vesta Tapınağı
  • Venus ve Roma Tapınağı
  • Aemilia Bazilikası
  • Julia Bazilikası
  • Septimius Severus Kemeri
  • Titus Kemeri
  • Rostra, politikacıların Roma vatandaşlarına konuşma yaptığı yer.
  • Hostilia Mahkemesi (Curia Hostilia), Roma Senatosu'nun yeri.
  • Maxentius ve Konstantin Bazilikası
  • Tabularium
  • Antoninus ve Faustina Tapınağı
  • Urbi Göbeği (Umbilicus Urbi)
  • Sezar Tapınağı
  • Bizans İmparatoru Fokas için, 608 yılında dikillmiştir: Roma Forumu'na yapılan son eklentidir.
    Bizans İmparatoru Fokas için, 608 yılında dikillmiştir: Roma Forumu'na yapılan son eklentidir.


    Ludus Magnus ya da Büyük Gladyatör Eğitim Okulu,

    Ludus Magnus
    Ludus Magnus

    81-96 yılları arasında Esquilino ve Celio arasındaki vadide İmparator Domitian tarafından yaptırılan ve aynı zaman da çevresinde Cumhuriyet ve Augustus döneminden de yapılar bulunan Roma'nın en büyük Gladyatör arenası. Yapıya ait hala görülebilen kalıntılar ikinci yapım evresine ait olup Trajan dönemini işaret eder (98-117).

    Yapılar topluluğunun kalıntıları 1937 yılında keşfedilmesine rağmen, kazılar sadece 20 yıl sonra bitirilmiştir. Ludus Magnus, adının ve inşaat evrelerinin bu derece iyi bilinmesini antik kaynaklara borçludur. Yapıya ait ayrıntılı bir plan, Severus'lar döneminde (3. Yüzyıl başları) yapılmış olan mermer şehir planı Forma Urbis'in bazı parçaları üzerinde çizilmiş olarak bulunmuştur. Her halukârda, bu buluntu sayesinde yapının antik Roma kentinin topografya'sı içinde nerede olduğu yolunda var olan büyük kuşkular, Piazza Iside'de bugün hala görülebilen yapıyla ilişkili olarak giderilmiştir.

    Ludus Magnus, bu alana Flavian Anfitiyatrosu'da (Colosseum) yapılacak gösterilerle ilgili olarak kurulmuştur. İki yapı arasındaki bağlantıyı kolaylaştırmak için yapılar bir tünelle birbirine bağlanmıştır. 2.17 m genişliğinde bir girişe sahip bu geçit, anfitiyatro'nun altın başlar ve Ludus'un güneybatı köşesinde sona erer.

    İki kademeli olarak inşaa edilen Ludus Magnus'un merkezinde elips şeklinde, gladyatörlerin antremanı için yapılmış bir arena vardı. Etrafında, belkide sınırlı sayıda seyircinin oturabilmesi yapılmış olan bir küçük bir cavea'nın basamakları ayrıca cavea'nın dört tarafıda da (her biri yanı yaklaşık 100m uzunluğunda) traverten sütunlu revaklarlar vardı. Dış taraftaki çok sayıda oda, Gladyatörler tarafından ve etkinliklerin hizmetinde kullanılıyordu. Etrafta görülen sadece bir kaç traverten sütun sırası kalıntısı belkide orijinal yerinde durmaktadırlar.

    Revağın kuzeybatı köşesindeki dört küçük fıskıyenin biri olan üçgen fıskıye restore edilmiştir. Fıskıye, cavea'nın eğri duvarları ile sütun sırası arasındadır. Dar açıyla bir birine yaklaşan iki tuğla duvar arasından çimento bir blok günümüze ulaşmıştır.

    Tuğla işçiliğinin büyük bir bölümü sonradan sökülmüş olan mermer levhalarla kaplıydı.

    Ludus Magnus'un girişleri ana aks üzerinde kurulmuştur. Binanın kuzey cephesinin merkezindeki via Labicana, bekide cavea'da bulunan onursal yer nedeniyle önemli kişilerin giriş-çıkışları için ayrılmıştı.

    Ludus Magnus'un varlığı, Flavius anfitiyatrosunda yapılmaktan vazgeçilen gladyatör oyunlarına bağlı olarak sona ermiştir. 6. Yüzyılın ortalarından önce, bölgeye artık eskisi gibi ihtimam gösterilmedi ve nüfusun sürekli azalmasına bağlı olarak bir çok kilise inşaa edildi.

    Kolezyum

    Kolezyum,en iyi korunmuş kısmının dışdan görünümü

    Kolezyum,en iyi korunmuş kısmının dışdan görünümü

    İtalyanın başkenti Romada bulunan Flavianus Amfiteatrı olarakta bilinen Kolezyum, Roma İmparatorluğu ve devamı olan Batı Roma İmparatorluğu'nun başkenti Roma'daki 50.000 kişilik büyük arenadır. Usta bir komutan olan Vespasianus tarafından M.S. 72 yılında yapımına başlanmış ve M.S.80 yılında Titus döneminde tamamlanmıştır.Daha sonraki değişiklikler Domitian hükümdarlığı zamanında yapılmıştır.[1]İmparatorlar burada Roma halkını eğlendirmek için gladyatör dövüşleri düzenlerdi.Bunlardan başka pek çok halk gösterileri,taklit deniz savaşları,hayvan avcılığı,infazlar,meşhur savaşların yeniden yasallaştırılması,klasik mitolojiye dayanan dramalar olurdu.Kolezyum daha sonra çeşitli maksatlarla kullanıldı.Barınma,iş dükkanları,dini kışlalar,istiham ,taş ocağı,hristiyan türbesi olarak.Asıl adı Arena iken, sonradan, girişteki etkileyici heykelin adını almıştır.7 Temmuz 2007 tarihinde,Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir. Şimdi depremden dolayı harap vaziyette olmasına ve taşlarının çalınmasına rağmen Kolozyum Roma İmparatorluğu'nun uzun zamandan beri ikonik sembolü olarak görülür.Bugün modern Roma'nın en çok turist çeken yerlerinden biridir. Ve Roma Katolik Klisesi ile yakın bağlantıya sahiptir.Çünkü Paskalya öncesi Cuma günü Papa Amfitiyatroda fener alayı düzenler

    AŞK ÇEŞMESİ

    TARİH
    MONARŞİ DÖNEMİ


    Efsaneye göre Roma, 27 Nisan MÖ 753 tarihinde Truva prensi Aeneas'ın torunları olan Romulus ve Remus adlı ikiz kardeşler tarafından kuruldu.Alba Longa'nın Latin kralı Numitor, gaddar kardeşi Amulius tarafından tahtından edilmiş ve Numitor'un kızı Rhea Silvia Romulus ve Remus'u doğurmuştu.Rhea Silvia Mars'ın tecavüzüne uğramış bir Vesta bakiresiydi ve bu da ikizleri yarı tanrı konumuna getirmişti. İkizlerin tahtı yeniden ele geçirmelerinden korkan yeni kral, Romulus ve Remus'un boğdurulmasını emretti.Dişi bir kurt (bazı anlatımlara göre bir çobanın karısı) ikizleri kurtardı ve büyüttü. İkizler yeterince büyüdüklerinde Alba Longa tahtını Numitor'a geri verdiler. Ardından kendi şehirlerini kurdular. Ancak Romulus şehrin ilk kralının kim olacağına ilişkin bir tartışmada Remus'u öldürdü. Böylece şehir Romulus'un adıyla anılmaya başlandı. Efsaneye göre şehirde kadın olmadığından Latinler Sabinleri bir festivale davet ettiler ve bakire kadınlarını çaldılar. Bu da Latinler ile Sabinlerin bütünleşmesine yol açtı.

    Roma şehri Tiber nehrinin sığ bir bölümündeki yerleşimlerin gelişmesiyle ortaya çıkmıştı.Arkeolojik bulgulara göre Roma köyü muhtemelen MÖ 8. yüzyılda kurulmuştu ancak bu tarih MÖ 10. yüzyıla kadar götürülebilir. Etrüsklerin MÖ 7. yüzyıl sonlarında aristokrat ve monarşik bir elit kesim oluşturarak bölgede siyasi kontrol sağladıkları anlaşılmaktadır. Etrüskler MÖ 6. yüzyıl sonlarında bölgedeki güçlerini yitirdiler ve bu noktada Latin ve Sabin kabileleri yöneticilerin iktidarını çok daha fazla sınırlayan bir cumhuriyet oluşturarak kendi devletlerini yeniden kurdular. 

    CUMHURİYET DÖNEMİ

    Titus Livius gibi daha sonraki dönemlerin yazarlarının anlattıklarına göre Roma Cumhuriyeti Roma'nın yedi kralından sonuncusu Gururlu Tarkinus'un tahttan indirildiği ve her yıl seçilen magistralar (memurlar) ve çeşitli temsilî kurumlardan biraraya gelen bir sistemin oluşturulduğu MÖ 509 tarihinde kuruldu.En önemli magistralar kuvvet yetkisi ya da askeri kumandanlık yetkisine sahip iki konsüldü. Konsüller patricilerden (asiller) oluşan Roma Senatosu ile çekişmek durumundaydılar. Senato başlangıçta önde gelen asillerden oluşan ve tavsiyelerde bulunan bir kurumdu ancak zaman içinde gücü de, boyutu da arttı.Diğer görevliler praetorlar, aedilisler ve quaestorlar idi. Magistralıklar başlangıçta yalnızca soylulara mahsustu. Ancak daha sonra sıradan insanlara (plebler) da açıldı.Cumhuriyet meclisi comitia centuriata (centuria komisi) ve comitia tributadan (tribus komisi) oluşuyordu.

    Romalılar Etrüskler de dahil olmak üzere İtalya Yarımadası'ndaki diğer halkları boyunduruk altına aldılar.Roma'nın İtalya'daki hegemonyasına yönelik son tehdit MÖ 281 yılında önemli bir Yunan kolonisi olan Taranto'dan gelmiş ancak bu da savuşturulmuştur.Romalılar stratejik bölgelerde koloniler kurarak fethettikleri yerleri güvence altına almışlar ve bölgede dengeli bir denetim sağlamışlardır.MÖ 3. yüzyılın ikinci yarısında Roma, Kartaca ile Pön savaşlarının ilkinde karşı karşıya geldi. Bu savaşlar sonunda Roma Sicilya ve Hispanya'da ilk deniz aşırı fetihlerini yaptı ve önemli bir emperyal güç olarak yükselişe geçti.MÖ 2. yüzyılda Makedonya ve Selefki imparatorluklarını bozguna uğrattıktan sonra Romalılar Akdeniz'in hâkimi hâline geldiler.

    Ancak bu hâkimiyet iç çekişmelere yol açtı. Senatörler eyaletlerin üstünden zengin oldular ancak çoğunluğu ufak çaplı çiftçi olan askerler daha uzun süre evlerinden uzak kalıyorlar ve topraklarıyla ilgilenemiyorlardı. Ayrıca yabancı kölelere yönelik eğilim, maaşlı iş sayısını azaltıyordu.Savaş ganimetleri, yeni bölgelerdeki merkantilizm ve tımar sistemi zenginler için yeni ekonomik fırsatlar yarattı ve yeni bir tüccar sınıfı olan atlı sınıfını ortaya çıkardı.Roma hukukuna göre Senato üyeleri ticaretle uğraşamıyordu. Dolayısıyla atlılar teoride senatoya girseler de siyasi iktidar bakımından kısıtlandırılmışlardı.Senato sürekli olarak toprak reformlarını geri çevirerek atlı sınıfına hükümette daha fazla söz hakkı vermeyi reddetti. Rakip senatörlerin kontrolündeki şehirli işsizlerden oluşan çeteler şiddet yoluyla seçmenlere gözdağı veriyorlardı. MÖ 2. yüzyıl sonunda sulh hâkimi olan Gracchus kardeşlerin patricilerin elindeki toprakları pleblere dağıtacak bir reform yasasını senatodan geçirmeleriyle mesele kritik bir noktaya geldi. Her iki kardeş de öldürüldü ancak senato pleb ve atlı sınıflarının huzursuzluğunu yatıştırmak için Gracchus kardeşlerin reformlarından bazılarını geçirdi. Müttefik İtalyan şehirlerinin Roma vatandaşlığı alamamaları MÖ 91-88 yılları arasında yaşanan Sosyal Savaş'a neden oldu.Marius'un yaptığı askerî reformlar, askerlerin kumandanlarına şehre duyduklarından daha fazla bağlılık duymasına neden oldu.Bu Marius ile Sulla arasında Sulla'nın MÖ 81-79 yılları arasındaki diktatörlüğüyle sonuçlanacak iç savaşa yol açtı.

    MÖ 1. yüzyılın ortalarında Jül Sezar, Pompey ve Crassus cumhuriyeti kontrol altına almak için Birinci Triumvirate olarak bilinen gizli bir üçlü yönetim anlaşması yaptılar. Sezar'ın Galya'yı fethetmesinden sonra senato ile Sezar'ın arası açıldı ve Sezar ile Pompey'in önderlik ettiği senato güçleri arasında bir iç savaş çıktı. Savaşı Sezar kazandı ve ömür boyu diktatör ilan edildi.MÖ 44'de Sezar, tüm iktidarı kendi elinde toplamasına karşı olan senatörler tarafından anayasal hükümeti geri getirmek amacıyla öldürüldü. Ancak sonrasında Sezar'ın vârisi olarak gösterdiği Augustus ile Sezar'ın eski yandaşları Marcus Antonius ve Lepidus'tan oluşan ikinci bir üçlü yönetim başa geldi.Ancak bu ittifak çok geçmeden bir iktidar mücadelesine dönüştü. Lepidus sürgüne gönderildi ve Augustus, Marcus Antonius ile Kleopatra'yı MÖ 30'de Aktium savaşında yenerek MÖ 34'de Roma'nın tartışmasız hükümdarı oldu

    İMPARATORLUK

    Tüm düşmanlarını yenen Augustus cumhuriyetin devlet yapısını görünüşte yerinde bırakarak neredeyse tüm iktidarı elinde topladı.Halefi Tiberius ciddi bir muhalefetle karşılaşmadan başa geçti ve 68'de Nero'nun ölümüne kadar devam eden Julio-Claudian hanedanını kurdu.Artık imparatorluk olan Roma'nın genişlemesi ahlâksız ve yoz bazı imparatorlara (Caligula tam anlamıyla deliydi ve Nero da gaddarlığı ve devlet işlerinden ziyade kişisel meselelerine zaman ayırmasıyla bilinirdi) rağmen devam etti.Julio-Claudian hanedanını Flavian hanedanı takip etti."Beş İyi İmparator" döneminde (96-180) imparatorluk toprak genişliği, ekononomi ve kültür bakımından doruk noktasına ulaştı.Pax Romana sırasında iç ve dış tehditlerden uzak Roma zenginleşti.Trajan döneminde Daçya'nın fethiyle imparatorluk en geniş sınırlarına ulaştı. Roma toprakları 6,5 milyon km²'lik bir alanı kapsıyordu

    MÖ 82-83 yıllarından bir denarius

    MÖ 82-83 yıllarından bir denarius


    193 ile 235 yılları arasındaki döneme Severus hanedanı hâkim oldu ve Elagabalus gibi yetersiz bazı hükümdarlar başa geçti.Buna ilaveten ordunun kimin imparator olacağı konusunda artan etkisi uzun süreli bir emperyal çöküşe ve Üçüncü Yüzyıl Krizi olarak adlandırılan dış istilalara neden oldu.Kriz Diocletianus döneminde aşıldı. Diocletianus 293 yılında imparatorluğu iki imparator ve onların yardımcılarından oluşan bir tetrarşi ile yönetilmek üzere doğu ve batı olarak ikiye ayırdı.Yarım yüzyıldan uzun bir süre birçok ortak yönetici imparatorluğun başına geçmek için mücadele etti. 11 Mayıs 330'da imparator I. Constantinus Byzantion'u Roma İmparatorluğu'nun başkenti ilan etti ve adını Konstantinopolis olarak değiştirdi.İmparatorluk 395 yılında Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans İmparatorluğu) ve Batı Roma İmparatorluğu olarak ebediyen ikiye bölündü.

    Batı İmparatorluğu sürekli olarak barbar akınlarından muzdaripti ve imparatorluğun çöküşü aşamalı olarak sürdü.4. yüzyılda Hunların batıya akını Vizigotların imparatorluk sınırları içine irtica etmelerine neden oldu.410 yılında I. Alarik önderliğindeki Vizigotlar Roma şehrini yağmaladılar.Vandallar Galya, İspanya ve Kuzey Afrika'daki Roma topraklarını istila ettiler ve 455'te Roma'yı yağmaladılar.4 Eylül 476'da Germen Odoakr, batının son Roma imparatoru Romulus Augustus'u tahttan indirdi.Yaklaşık 1200 yılın sonunda Roma'nın Batı'daki egemenliği sona erdi.

    Doğu imparatorluğu ise Jüstinyen döneminde bir süreliğine de olsa Kuzey Afrika ve İtalya'yı ele geçirdi. Ancak Jüstinyen'in ölümünden sonra Doğu Roma'nın Batı'da sahip olduğu topraklar İtalya'nın güneyi ve Sicilya ile sınırlı kaldı.Doğuda İslâm'ın yükselişi bir tehdit unsuruydu. Müslümanlar Suriye ve Mısır'ı ele geçirdiler ve çok geçmeden Konstantinopolis'e doğrudan bir tehdit oluşturmaya başladılar.Ancak Doğu Roma 8. yüzyılda Müslümanların kendi topraklarındaki ilerleyişini durdurmayı başardı ve 9. yüzyıldan itibaren kaybedilen toprakları geri aldı.MS 1000 yılında İmparatorluk, tarihinin en görkemli dönemini yaşamaktaydı. Bu dönemde II. Basileios Bulgaristan ve Ermenistan'ı yeniden ele geçirmiş, kültür ve ticaret gelişmişti.Ne var ki, çok geçmeden bu ilerleme 1071'de yapılan Malazgirt Savaşı ile aniden kesildi. Ardından da imparatorluk çöküşe geçti. İç çekişmeler ve Türk istilaları sonunda imparator I. Aleksios Komnenos 1095'te Batı'dan yardım istemek zorunda kaldı.Karşılık olarak Batı Haçlı Seferleri düzenledi. Dördüncü Haçlı seferi'nde İstanbul yağmalandı ve işgal edildi. İstanbul'un 1204 yılında işgal edilmesinin ardından imparatorluk topraklarında ardıl devletler ortaya çıktı ve içlerinden İznik'de kurulan devlet galip geldi.Konstantinopolis'in geri alınmasından sonraki dönemde imparatorluk Ege kıyılarına hapsolmuş bir Yunan devletinden ibaret hale geldi. Doğu imparatorluğu 29 Mayıs 1453'te Fatih Sultan Mehmet önderliğinde Osmanlıların Konstantinopolis'i ele geçirmesiyle yıkıldı.

    Vikipedi, özgür ansiklopedi

  •  

          

     
      Bugün 13 ziyaretçi (39 klik) kişi burdaydı!  
     
    Arama.CC - Site Ekle, Link Ekle, Toplist, Url Ekle Eğitim Web Siteleri