bilgi-dünyam
  KÜRESEL ISINMA
 

Buzlar eridi, yeni bir ada göründü


 
Kuzey kutbunda sıcaklığın yükselmesi sonucu dev bir buz tabakasının erimesiyle yeni bir ada bulundu.

İngiliz basınının haberine göre, 'Warming Island' (Isı Adası) adı verilen büyük kayalık ada, Grönland'ın doğusundaki Kuzey Kutup Dairesi'nin 620 kilometre kuzeyinde ortaya çıktı.
 
Amerikalı kaşif Dennis Schmitt tarafından bulunan ada, küresel ısınmanın yeni bir kanıtı olarak görülüyor.
 
Danimarkalı harita uzmanı Hans Jepsen, "Buzul-köprü güneye doğru çekilince ada ortaya çıktı" derken, kaşif Schmitt, "Karanlık günler bizi bekliyor. Kötü sonuçların farkındayız" diye konuştu. 
 
BM Hükümetlerarası İklim Değişimi Paneli'nin (IPCC), 6 Nisan tarihli küresel ısınmanın etkilerine ilişkin raporu üzerinde sonunda uzlaşıya varılmış, raporda, ''küresel ısınmanın tahmin edilenden daha hızlı ve kapsamlı bir zarara yol açacağı'' belirtilmişti.
 
 

haber 7

  

Biraz ısınsak ne olur?!


Sera etkisi yaratan gazların en büyük sorumlusu enerji santralleri
 
Küresel ısıda meydana gelebilecek 2 derecelik bir artış, dünya nüfusunun neredeyse yarısının susuz kalmasına neden olabilecek.

Sadece bu felaket senaryosu bile, milyonlarca kişinin hükümetlerini küresel ısınmaya karşı harekete geçmeye çağırması için yeterli görünüyor.
 
Türkiye hızla kirletiyor
 
Birleşmiş Milletler'in yayımladığı bir rapora göre; atmosfere en çok zehirli gaz bırakan ülke ABD, sera etkisi yaratan gazların salınımında en hızlı artış gösteren ülke ise Türkiye.
 
BM İklim Değişikliği Sekreterliği'nin yaptığı çalışmada, 1990-2004 yılları arasında 40 ülke değerlendirilmiş ve Türkiye yüzde 72.6 artışla 1'inci sıraya yerleşmişti.
 
Sera etkisi yaratan gazların en büyük sorumlusu olarak enerji santralleri, fabrikalar ve otomobiller gösteriliyor.
 
'Pahalı, kirli ve dışa bağımlı fosil yakıta dayalı ekonominin terk edilmesini ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı, tarımsal ekonomiler üretilmesini' isteyen çevre örgütleri, yetersiz olmasına rağmen Kyoto Protokolü'nün de bir an önce imzalanmasını talep ediyor.
 
'Tehlikeli işaretler' başladı bile...
 
Küresel ısınmadan sorumlu olan gazların yayılımı, Kyoto anlaşmasının yanı sıra uzun vadeli politikalarla sınırlanmaya çalışılıyor.
 
Ancak özellikle enerji ihtiyacının her geçen gün arttığı gelişmekte olan ülkeler, bu sorumluluğu yerine getirmekte zorlanıyor.
 
Uzmanlar, küresel ısınma hızının önceki yıllara oranla düştüğünü açıklasa da çevreci gruplar, buzullardaki erime, beklenmedik fırtınalar ve sıcaklıktaki ani artışlar ya da 1996 hariç son 10 yılın, 19'uncu yüzyıldan beri tespit edilen en yüksek sıcaklık ortalamalarına ulaşmasının 'yeterince tehlikeli işaretler' olduğunu vurguluyor.
 
Çözüm temiz enerjiye yatırımda
 
Dünyanın geleceği için kaygılanan herkesin hemfikir olduğu önlemler arasında ise fosil atıklardan uzaklaşarak, doğaya yeni yükler getirmeyen güneş, rüzgar gibi temiz enerji kaynaklarına yönelinmesi ile enerji tasarrufuna katkı koyacak "bireysel" önlemlerle bu çabaya destek verilmesi yer alıyor.
 
Biraz ısınsak ne olur?
 
Cevap 1: İklim değişir
Atmosfere insan faaliyetleri nedeniyle hızla yayılan metan, ozon ve kloroflorokarbon gibi gazların, ısı tutma özellikleri nedeniyle meydana gelen küresel ısınmanın, buzulların erimesi ve okyanusların yükselmesi gibi ciddi sonuçlar doğuracak iklim değişimlerine neden olması bekleniyor.
 
Cevap 2: Hayvan türleri yok olur, kitlesel göç ve susuzluk baş gösterir
Küresel ısınmanın, doğanın dengesini geri dönülemez biçimde bozarak, hayvan türlerinin yüzde 40'ının yok olmasının, kitlesel göçlere ve susuzluğa yol açmasının yanı sıra büyük bir ekonomik felaketi de tetiklemesi bekleniyor.
 
Cevap 3: Ekonomik felaket yaşanır
Dünya Bankası'nın eski ekonomi uzmanlarından Sir Nicholas Stern, ekonomik ve sosyal faaliyetlerin bozulmasının ardından ortaya çıkan sonucun "20'nci yüzyılın ilk yarısındaki büyük savaşlar ve büyük buhranla ortayan çıkan krize benzeyeceği" uyarısında bulundu.
 
Stern'in hazırladığı rapora göre, ülkeler yıllık gayrisafi milli hasılalarının yüzde birini küresel ısınmayla mücadeleye ayırmazsa bunun 5 ile 20 katını daha sonra ödemek zorunda kalacak. 
 
Küresel ısıda sadece 2 derecelik bir artışın, dünya nüfusunun neredeyse yarısının susuz kalmasına neden olabileceği belirtiliyor.
 
Kyoto dünyayı kurtarır mı?
 
Enerji santralleri, fabrikalar ve otomobillerin baş sorumlu olduğu ve sera etkisi yaratan gazların atmosfere salınımını azaltmak konusunda bağlayıcı ilk anlaşma olan Kyoto, 1997'de Japonya'da yapılan BM toplantısında doğdu.
 
16 şubat 2005'te yürürlüğe giren Kyoto Protokolü'nün, gelişmiş ülkelerin neden olduğu zararlı gazların yüzde 61.6'sı üzerinde bağlayıcılığı bulunuyor.
 
Dünyada atmosfere en fazla sera gazı yayan ABD, Kyoto'nun mali olarak çok fazla yük getirdiği ve gelişmekte olan ülkeleri "yanlış" yönlendirdiği gerekçesiyle 2001'de anlaşmadan çekildi.
 
ABD ve Avustralya'nın dışarıda kalmasının, "fazla sorumluluğu olan" 35 gelişmiş ülkenin, 2008-2012 dönemine kadar gaz salınımını 1990'daki miktarlarının yüzde 5 altına indirmesiyle ulaşılması beklenen düzelmeye engel teşkil ettiği belirtiliyor.
Ayrıca, atmosferi en çok kirleten ülke olarak kendi bağımsız önlemlerini alan ABD'nin, AB ülkelerinde ulaşılan durumdan çok daha ileride olduğu kaydediliyor.
 
BM verilerine göre, AB 2004 itibariyle 1990 miktarlarının yüzde 0.6 gerisine inmişken, ABD'de yüzde 15'i aşan bir gerileme görüldüğü ifade ediliyor.
 
Uzmanlar, zararlı gazların atmosfere salınımında küresel düzeyde 2030'a kadar yüzde 60, 2050'ye kadar ise yüzde 80 oranında azalma olması gerektiğinin altını çizerken, en fazla yükümlülük altına giren AB ülkelerinin bile, yüzde 8 oranında azalma hedeflemesi yetersiz görülüyor.

 cnn türk 

Kara maddenin en çarpıcı kanıtı

Amerikalı astronomlar, kainatın yaklaşık dörtte birini oluşturan kara (veya karanlık) maddeden oluşan bir halka tespit etti. Bu keşif, bu esrarengiz maddenin varlığını gösteren en çarpıcı kanıt oluyor.

Araştırma ekibinde yer alan Johns Hopkins üniversitesinden uzman James Lee, “Karanlık maddeyi, galaksiler ve gazlardan ayrı bir yapı olarak ilk kez tespit ettik” dedi.

Amerikalı bilim adamı, “Görünmez olmasına rağmen, bu madde daha önce kainatın başka yerlerinde bulunmuştu. Galaksi kümelerini oluşturan sıcak gazlar ve galaksilerden bu denli ayrı olarak ise hiç gözlenmemişti” diye konuştu.

“Hubble” teleskopu sayesinde keşfedilen karanlık madde halkasının çapı 2.6 milyon ışık yılı olarak hesaplandı. Kuşak, Yer’den 5 milyar ışık yılı ötedeki “ZwC100024+1652″ galaksi kümesinde bulunuyor. Işık, bir yılda yaklaşık 9.5 trilyon km yol alıyor.Bilim adamlarına göre, kainatın yüzde 70′i kara (karanlık) enerji, yüzde 25′i kara (karanlık) madde, kalan yüzde 5′i de bildiğimiz sıradan maddeden oluşuyor.

cnn türk

TEORİLERİ ZORLAYAN GEZEGEN

    
8/8/2007


Bilinen en büyük gezegen keşfedildi. Öylesine büyük ki teorileri zorluyor.


Bir yıldızın yörüngesinde dönen yeni gezegen, Jüpiter’den yüzde 70 daha büyük. Bilim insanlarına göre, gezegen öyle büyük ki, gizeminin varolan teorilerle açıklanması çok güç.

Uluslararası gökbilimcilerden oluşan bir ekip, Arizona, California ve Kanarya Adaları’nda kurulu teleskop ağını kullanarak önemli bir keşfe imza attı. Bilim insanı, güneş sisteminin dışında bugüne dek bilinen en büyük gezegeni keşfettiklerini açıkladı.

Herkül takım yıldızında bulunan gezegene TrES-4 adı verildi. Gezegen, Jüpiter’den yüzde 70 daha büyük.

Dünyadan yaklaşık 1500 ışık yılı uzakta olan gezegen, ana yıldız etrafındaki dönüşünü yaklaşık 3.55 günde tamamlıyor. Bu da yeni gezegende bir yılın bir haftadan daha az olması anlamına geliyor.

Ana yıldızdan 7 milyon kilometre uzakta olmasına rağmen gezegenin yüzeyinin sıcaklığının 1327 derece olduğu tespit edildi.

Yeni gezegen dünyayla yıldızı arasından geçerken yıldızın ışınlarının yüzde birini engelliyor. Bu da parlaklığını azaltıyor.

Bilim dünyası, dev gezegenin keşfini sevinçle karşıladı. Zira, uzmanlar mevcut bilimsel verilerle açıklanamayacak kadar büyük olan gezegenin incelenmesinin, güneş sisteminin dinamiklerini daha iyi anlamak adına önemli bir adım olacağını düşünüyor.

Gökbilimciler, yeni keşifleriyle işgili ayrıntıları Astrophysical Journal dergisinde yayımlayacaklar.
kaynak haber yurt

. Mars’ta su olduğunun yeni kanıtları

NASA tarafından Mars’a 3 aylığına gönderilen, ancak 3 yılı aşkın süredir görev başında bulunan robotlardan Spirit, Kızıl Gezegen’in geçmişinde düşünülenden çok daha fazla su olduğunu gösteren en güçlü kanıtları ortaya çıkardı.

Mars keşif programının başındaki Cornell Üniversitesi’nden Steve Squyres yayımladığı açıklamada, robotun Gusev Krateri’nde bir arazi parçasını incelediğini ve toprağın olağan dışı biçimde silis açısından zengin olduğunu tespit ettiğini belirterek, bu kadar çok miktarda silis birikmesi için suyun varlığının gerekli bir unsur olduğuna işaret etti. “Bu çok önemli bir keşif” diyen Squyres, bulguların orada hala neler olduğunu bilmek için merak uyandırdığını söyledi. Spirit, daha önce kraterde, sülfür açısından zengin toprağın varlığı, suyun değişikliğe uğrattığı mineraller ve volkanik patlamalar aracılığıyla eskiden su bulunduğu yolunda kanıtlar elde etmişti. Ancak, son keşfin yüksek silis içeriği yüzünden zorlayıcı olduğunu belirten araştırmacılar, bunun ilkel yaşamın ortaya çıkmasını sağlayacak koşulların oluşabilmesi olasılığını artırdığına işaret ettiler. Silis birikintisi veya tortulunun nasıl oluştuğunun hala açık olmadığını belirten bilim adamları, birikintinin, sudaki asit buharlarıyla toprağın karışması sonucu ya da çevredeki sıcak su kaynaklarından gelen suyun oluşturmuş olabileceğini düşünüyorlar.

3,5 YILA YAKIN ZAMANDIR GÖREV BAŞINDALAR

NASA tarafından Mars’a 3 aylığına gönderilen robotlar, 3,5 yıla yakın süredir görev başında bulunuyor.
Mars’a 3 Ocak 2004’te inen Spirit ve 24 Ocak 2004’te inen Opportunity, sert inişlere, korkunç toz fırtınalarına, sıfırın altındaki sıcaklıklara ve kayalık arazide kilometrelerce yol kat etmelerine rağmen hala mükemmel durumda bulunuyor.
Bir golf aracı büyüklüğündeki bu robotlar, bazı yıpranma belirtileri gösterse de bilim adamları bir süre önce ömürlerini tamamladıklarını söyledikleri Opportunity ve Spirit’teki küçük sorunların önemli tehlike oluşturmayacağını ve bunların “Mars’a burunlarını sokmaya” bir süre daha devam edeceklerini düşünüyorlar.
Bilim adamları, yine de bir jeolog gibi Kızıl Gezegen’i keşfe yardım eden bu robotların birer makina olduğunu ve bir noktada duracaklarını kabul etmek gerektiğinin altını çiziyorlar.

YENİ YAZILIMLA DAHA AKILLI

Kızıl Gezegen’de 3,5 yıla yakın süredir görev yapan Spirit ve Opportunity, bilgisayarlarına son olarak yüklenen yeni yazılımlarla daha akıllı ve bağımsız hale gelmişlerdi.
Mühendisler, bu yılın başında gönderdikleri yeni yazılımlarla Kızıl Gezegen’deki robotları, daha az insan müdahalesine gereksinim duyacak şekilde daha bağımsız ve akıllı kılmışlardı.
Spirit ve Opportunity, yeni yazılımlarla ayrıca önlerindeki bir engele kısa bir mesafe kala kritik manevra kararı verebilme ve böylece bir engele takılıp kalmama olanağı sağlayan yeni bir yön bulma sistemine sahip olmuşlardı.
Bilim adamları, daha önce her biri golf aracı büyüklüğündeki robotları Yer’den kumanda etmek ve zaman zaman takıldıkları engellerden kurtarmak için uzun süre çaba harcamışlardı.
Yeni yazılımların bilim adamlarına Kızıl Gezegen’in keşfinde önemli zaman kazandırması bekleniyor.
Mars’ı keşiflerinde dördüncü yılına giren ve uzun ömürleriyle büyük şaşkınlık uyandıran robotlar, Kızıl Gezegen’de bir zamanlar su bulunduğu yolunda jeolojik kanıtlar bularak, önemli bir görevi yerine getirmeyi sürdürüyorlar.
Opportunity, dev Victoria Krateri’nin kenarında aşağıya inmek üzere dolaşırken, Spirit de güney yarı kürede kaya ve toprak örneklerini incelemeyi sürdürüyor.

Buz devri gerçek oldu

 

 

Rusya'da mayıs ayında bulunan donmuş mamut yavrusunun 37 bin yıllık olduğu bildirildi.

Yavru mamutun bulunduğu yer olan Yamalo-Nenets bölgesindeki valilik basın merkezinden yapılan açıklamada, "Luba" adı verilen, 1 yaşındaki, 85 cm uzunluğundaki dişi yavrunun 25 mayısta Yamal yarımadasındaki bir nehirde bulunduğu hatırlatıldı.

50 kilogram ağırlığındaki mamutun vücudunun, kürkünün, gözlerinin ve hortumunun neredeyse hiç bozulmadığı belirtildi.

Rusya Bilimler Akademisi Zooloji Enstitüsü'den Aleksiy Tihonov da yaptığı açıklamada, ''Bu dünyanın en değerli keşiflerinden biri. Mamutun kuyruğu ve sağ kulak memesi dışında vücudun tüm parçaları yerinde duruyor'' dedi.

Mamutu inceleyecek olan Prof. Naoki Suzuki de ''Bu araştırma için 20 yıldır bekliyorduk ve önemli sonuçlar elde edeceğimizi umuyorum" diye
konuştu.


 

Türkiye'nin İlk Bilim Portalı

 Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, güneş sisteminin en büyük gezegeni Jüpiter’e ait yeni görüntüler yayınladı. Yeni görüntülerin, Jüpiter ile ilgili çalışmalara ivme kazandırması bekleniyor.NASA’nın “New Horizon” adlı uzay aracı fırlatılışından yaklaşık 16 ay sonra büyük ölçüde hidrojen ve helyumdan oluşan büyük gaz devi Jüpiter’e yaklaştı ve dünyaya bu gezegenle ilgili daha önce görülmemiş görüntüler yolladı.

Piyano büyüklüğünde ve üzerinde 7 kamerayla Jüpiter’e 2.3 milyon kilometre yaklaşan uzay aracının gönderdiği fotoğraflarda, gezegenin atmosferi, ayları ve daireleri daha önce görülmediği şekilde ortaya çıktı. Görüntüler sayesinde, yüzeyinde dünya büyüklüğünde fırtınaların görüldüğü gezegendeki toz, kaya parçalarının daha detaylı biçimde incelenebileceği belirtiliyor. Görüntülerde 4 büyük ve onlarca küçük aya sahip olan Jüpiter’in aylarından birinde volkanik patlamalar dikkat çekiyor. Uzmanların yeni bulgularla gezegendeki fırtınaları daha iyi analiz etmesi bekleniyor.Jüpiter’in görüntülerini dünyaya gönderen “New Horizon” uzay aracının 2015’te Plüton’a ulaşması bekleniyor.

 
  Bugün 3 ziyaretçi (25 klik) kişi burdaydı!  
 
Arama.CC - Site Ekle, Link Ekle, Toplist, Url Ekle Eğitim Web Siteleri