bilgi-dŁnyam
  BABİL
 

 

 

Babil'in Asma Bahçeleri


Meyveler, çiçekler... Şelaler... Saray balkonlarına asılı bahçeler... Egzotik hayvanlar... Babil'in Asma Bahçeleri denince, bir çok insanın aklına böyle bir görüntü gelir. Ama gerçek öykü, hatta Babil'in Asma Bahçelerinin gerçekte var olup, olmadığı bile oldukça tartışmalıdır.

Garden of Eden

Garden of Eden 
  

Babil Krallığı, ünlü kral Hammurabi'nin (MÖ 1792-1750) yönetiminde gelişmeye başlamıştı. Ama Babil uygarlığının yükseliş dönemi Yeni-Babil hanedanından Naboplashnar'ın (MÖ 625-605) iktidarı sırasında başlar. Babil'in Asma Bahçelerine inşa edenin de Naboplashar'ın oğlu II. Nabukadnozor olduğu söylenir. Kral II. Nabukadnozor'un yönetimindeki Babil, gezginler için dünyanın en güzel kentlerinden biriydi. M.Ö. 450 yılında tarihçi Herodotus kent için, "büyüklüğü dışında, bilinen dünyadaki bütün kentlerin ötesinde bir güzelliğe de sahip" diye yazıyordu.

Herodotus, kentin dış duvarlarının 90 km uzunluğunda, 26.4 metre kalınlığında ve 106 metre yüksekliğinde olduğunu öne sürüyordu. Herodotus, duvarların, üzerinden dört atlı bir arabanın geçmesine izin verecek kadar kalın olduğu iddiasındaydı. İç duvarlar ise "ilk duvar kadar kalın olmasa bile, onun kadar dayanıklıydı". Kent duvarlarının içinde som altından dökülmüş devasa heykellerle süslü tapınaklar ve kaleler vardı. Tanrı Marduk'un tapınağı ünlü Babil Kulesi ise kentin üzerine, adeta göklere yükseliyordu.

Arkeolojik kazılarda bulunanlar Herodotus'un iddialarının abartılı olduğunu gösterdi. Dış duvar sadece 16 km uzunluğundaydı ve Herodotus'un iddia ettiği kadar yüksek değildi. Yine de Herodotus'un anlatımından, kentin, gezginlere ne kadar ihtişamlı ve etkileyici gözüktüğünü anlamak mümkün. Bu açıdan Herodotus'un kentin en önemli özelliklerinden birinden, Babil'in Asma Bahçelerinden söz etmemesi oldukça şaşırtıcı.

Efsaneler, tarihi öykülere göre Babil'in Asma Bahçelerini inşa ettiren kişi Kral Nabukadnozor'dur.* Nabukadnozor, M.Ö. 605 yılından itibaren 43 yıl süreyle kenti yönetmiştir. Nabukadnozor'un iktidarı, kentin gücünün ve etkisinin doruğa çıktığı döneme denk düşer. Nabukadnozor, bu dönemde çok sayıda tapınak, yol, saray ve duvar inşa ettirmiştir.

Efsaneye göre, bahçeler Nabukadnezar'un ülkesini özleyen karısı Amyitis'i avutmak amacıyla inşa edilmiştir. Medes Kralı'nın kızı olan Amyitis, iki ülkenin ittifak kurmasını sağlamak için Babil Kralı Nabukadnezar ile evlendirilmişti. Dağlık, yemyeşil ve ormanlık ülkesinden sonra Amiyitis, Mezopotamya'nın düzlük, güneşten kavrulan topraklarına alışamamıştı. Kral, üstlerinde bahçeler olan sunii bir dağ inşa ederek, Amyitis'in anavatanına benzer bir yer kurmaya karar verdi.

Hanging Gardens of Babylon

Hanging Gardens of Babylon
Vilar 

Babil'in Asma Bahçeleri, kablolar veya iplerle asılı olmak anlamında "asılı" değildi. Asılı bahçe sözü, Yunanca kremastos veya Latince pensilis kelimesinin hatalı tercümesinden gelir. Bu kelime "asılı" değil, daha çok teras ve balkon gibi "sarkan" anlamına gelir.

M.Ö. Birinci yüzyılda bahçeleri anlatan Yunanlı coğrafyacı Strabo, "Babil'in bahçeleri, her biri küp biçimli
sütunların üzerinde diğerinin üstünde yükselen kemerli teraslardan oluşuyor. Bu terasların altı derin, içleri en kocaman ağacın dikilmesine olanak sağlayacak şekilde toprakla doldurulmuş. Sütunlar, kemerler ve teraslar, tuğla ve ziftten yapılmış" diye yazıyordu. "Bahçenin en üst katına merdivenle çıkılıyor. Merdivenin kenarlarında su makineleri var. Sadece bu işle görevlendirilmiş olan kişiler, su makineleriyle sürekli olarak Fırat'ın suyunu bahçe hizasına yükseltiyorlar."

Strabo, bu bölümde antik dünyanın insanı için bahçenin en şaşırtıcı ve etkileyici özelliğini anlatıyor. Babil'e nadiren yağmur yağardı ve bahçenin varlığını sürdürmesi için, yakındaki Fırat nehrinin suyunu kullanarak, sürekli sulanması gerekiyordu. Bunun için nehrin suyunun yukarı taşınarak, teraslara akıtılması, her düzeydeki bitkinin sulanması gerekiyordu. Bunu yapmak için de muhtemelen bir "zincirleme pompa" kullanılıyordu.

Zincir pompa, biri diğerinin üstünde ve bir zincirle birbirine bağlı iki çarktan oluşur. Zincirin üzerine kovalar asılıdır. Alttaki çarkın altında, su kaynağının yer aldığı bir havuz bulunur. Çark döndükçe, kovalar suyun içine dalar ve suyla dolar. Zincir daha sonra kovaları üstteki çarka taşır. Burada kovalar ters dönerek, içlerindeki suyu yukarıdaki havuza boşaltırlar. Daha sonra zincir boş kovaları, tekrar doldurulmak üzere aşağı taşır.

Üstteki bahçedeki havuzun kapakları açıldığında, su, suni nehir işlevi gören oluklara salınır. Aşağıdaki pompa bir şaft ve kola bağlıdır. Köleler kolu döndürerek, mekanizmanın çalıştırıyorlardı.

Bahçe inşaatını karmaşık yapan, sadece suyun yukarı katlara taşınmasını sağlamak değildi. Bahçeye salınan suyun, bahçenin temellerine zarar vermesini önlemekte gerekiyordu. Mezapotamya ovalarında taş bulmak zor olduğu için, Babil'deki binaların çoğunun inşaatında tuğla kullanılıyordu. Tuğlalar, saman parçaları ile karıştırılan kilin, güneşte pişirilmesiyle yapılıyordu. Daha sonra tuğlalar, çimento işlevi gören zift ile birleştiriliyordu. Tuğlalar suya maruz kaldıklarında kolayca çözülüyorlardı. Babil'de çok az yağmur yağdığı için, bu durum bir çok bina için bir sorun teşkil etmiyordu. Oysa bahçenin sürekli sulanması gerektiği için, binanın temellerinin de korunması şarttı.

Adam and Eve

Adam and Eve
Cranach the Elder, Lucas
Buy this Art Print at AllPosters.com

Yunanlı tarihçi Diodorus Siculus, bahçenin üzerinde yükseldiği platformun devasa taş bloklardan yapıldığını (Babil için olağandışı bir durum) ve bu blokların üzeri kamış, zift ve seramikle kaplandığını söyler. Bu tabakanın üzerine "topraktan süzülen suyun binanın temellerini çürütmemesi için kurşun levhalar konmuştu. Bütün bunların üzerine de en büyük ağacın büyümesine izin verecek derinlikte bir toprak tabakası yerleştirilmişti. Toprak düzlenip, düzgün bir hale getirilip, üzerine çeşitli ağaçlar ve bitkiler yerleştirilmişti. Bu bitkilerin güzelliği ve ihtişamı, her ziyaretçiyi büyülüyordu."

Bahçeler ne kadar büyüktü? Diodorus bize bahçenin yaklaşık 120 metre eninde, 120 metre boyunda olduğunu, yüksekliğinin 24 metreyi aştığını söylüyor. Diğer kayıtlarda ise bahçenin, şehir duvarları kadar yüksek olduğu geçer. Herodotus bu duvarların 106 metre yükseklikte olduğunu söylüyordu. Her hal ve şartta, bu bahçeler çok etkileyici bir görüntü oluşturuyorlardı. Ovadan yükselen yeşil, yapraklı bir sunî dağ. Ama Babil'in Asma bahçeleri gerçekte hiç var oldu mu?

Ne Herodotus bahçeden söz eder, ne de Babil kayıtlarında bahçeden söz edilir. Babil'in Asma Bahçelerini, Yunanlı tarihçiler Berossus ve Diodorus Siculus'un anlatımından biliyoruz. Nabukadnozor zamanından kalan tabletlerde, Nabukadnozor'un sarayının, Babil şehrinin ve kent duvarlarının anlatılmasına karşın, Babil'in Asma Bahçelerinden söz eden tek bir kayıt bile yoktur. Babil'in Asma Bahçelerini detaylı olarak tarif eden tarihçiler de Babil'in Asma Bahçelerini hiç görmemiştir. Modern tarihçilerin bir kısmı, Büyük İskender'in askerlerinin Mezopotamya'nın bereketli düzlüklerine vardıklarında, karşılarına çıkan Babil'den etkilendiklerini öne sürmüşlerdir. Askerlerin dağlarla kaplı anayurtlarına döndüklerinde, Mezopotamya'nın büyüleyici bahçeleri ve palmiye ağaçları, Nabukadnozor'un sarayı, Babil kulesi ve ziguratlar hakkında öyküler anlattıklarını savunmuşlardır. Şairlerin ve antik dünyanın tarihçilerinin hayal gücünün, bu öyküleri birleştirerek yeni öyküler, efsaneler ürettikleri öne sürülmüştür.

Yirminci yüzyılda Babil'in Asma Bahçelerinin esrarının çözülmesi yolunda önemli adımlar atılmıştır. Alman arkeolog Robert Koldewey, 1899 yılında Babil'in Asma Bahçelerinin bir hayal mi, yoksa gerçek mi olduğunu araştırmaya başladı. Babil şehrinden geriye sadece çamurlu bir enkaz kalmıştı. Bir çok antik şehrin aksine, kentin yerinin çok iyi bilinmesine karşın, kentin mimarisinden geriye görülebilir bir yapı kalmamıştı. Koldewey, Babil'i tam 14 sene boyunca kazdı ve kentin dış duvarları, iç duvarları, Babil Kulesinin ve Nabukadnozor sarayının temelleri ve kentin merkezinden geçen kraliyet yolunu ortaya çıkardı. Güney kalesini kazarken, Koldewey taşlı kubbe tavanları olan ondört odalı bir bodrum buldu. Antik kayıtlara göre, kentte sadece iki binada, kuzey kalesinin kuzeydeki duvarında ve asma bahçelerde taş kullanılmıştı. Kazılarda kuzey kalesinin kuzey duvarı ortaya çıkarılmıştı ve duvar gerçekten de taştan örülmüştü. Bu durumda, Koldewey cidden asma bahçelerin bodrum katını bulmuş gibi gözüküyordu. Koldewey, bölgede araştırma yapmaya devam etti ve Diodorus'un sözünü ettiği bir çok özelliği bulmayı başardı. Son olarak, tabanın üç tane garip delik bulunan bir oda ortaya çıkarıldı. Koldewey, bu odanın suyu, bahçenin en üst noktasına pompalayan zincir pompaların yeri olduğu sonucuna vardı. Koldewey'in bulduğu binanın temelleri 30 x 50 metre boyutlarındaydı. Bina, antik tarihçilerin tarif ettiğinden küçük, ama gene de etkileyiciydi.

*Bir başka, daha az güvenilir bir öyküye göre Babil'in Asma Bahçelerinin mimarı, Asur Kraliçesi Semiramis'tir. Bu öyküye göre, Semiramis M.S. 810 yılında beş yıllık iktidarı sırasında bahçeleri yaptırmıştır. 



    

http://derebucaklilar.dostweb.com/yesilsayfalar_babilinasmabahceleri.html

tema.org.tr

http://www.beautyworlds.com



 
  Bugün 4 ziyaretçi (11 klik) kişi burdaydı!  
 
Arama.CC - Site Ekle, Link Ekle, Toplist, Url Ekle Eğitim Web Siteleri