bilgi-dünyam
  BÖCEKLER
 

Böceklerin en önemli özelliği omurga kemiği taşımayan hayvanlar olmaları. Bir de en fazla çeşide sahip tür olmaları; bilim adamları şimdiye kadar 920.000 tür böcek adlandırmış durumdalar. Bu da dünyadaki bilinen türlerin yüzde 85’ini oluşturuyor. Böcek türlerinin bir milyon kadarı keşfedilmiş olmasına rağmen bu kadarla durmayan bilim adamları, keşfedilmemiş olanların bunun 10 katı olabileceğini söylüyorlar! Düşünün, dünyada bilinen canlı türlerinin sadece 4000 tanesi memeli. 9000 tane de kuş türü var. Kıyaslamayı siz yapın. Terlikle peşine koştuğunuz böceği öldürmeden önce bir düşünün, belki de adınızı bilim tarihine yazdırma şansınızı terlikliyorsunuz.

Her türlü ortama ayak uydurmuş olan böcekler var, buzullarda bile yaşayabiliyorlar. Biz bunlara Eskimo böcekleri diyoruz ama bilim adamları ne der onu bilemeyiz. Fazla yayılamadıkları tek alan okyanus. Sadece çekirgenin 20.000, arı ve karıncanın 110.000, kelebek ve güvenin 170.000 çeşidi var. Böcek bilmine de “entomoloji” deniyor.

Böcek diye neye denir?

Böceklerin boyları, 1 mm’den az olabildiği gibi 18 cm’ye kadar da ulaşabiliyor. Kolumuzun yarısı kadar olanlarla karşılaşmamayı diliyoruz. Genel yapı şu şekilde: Omurgaları olmadığı için genellikle sert bir dış kabukları oluyor, buna da dış iskelet deniyor, yani içleri dışlarına çıkmış. Vücutları, baş, göğüs ve karın olmak üzere üç ana bölgeye ayrılıyor. Başta 6, gövdede 3, karında 10 ya da 12 bölüm var. Zaten böcek kelimesi, Latincede “kısımlara ayrılmış” anlamına geliyor.

Böcekler âlemi: Çoğunluk onlardaBaşta genellikle bir çift anten, gözler ve ağız bulunuyor. Anten ne boyda olursa olsun, hissetmek, koklamak, hatta bazen de tatmak için kullanılıyor. Gövdenin her bölümünde ikişer tane olmak üzere altı bacak ve kanatlar, karında ise boşaltım ve üreme sistemleri yer alıyor. Bacaklar koşma, kavrama, kazma ve hatta yüzme ve hatta paten kayma için kullanılabiliyor.

Böceklerin çoğunda bir çift kanat bulunuyor. Uçmayı beceren tek omurgasız tür böcek. Uçma mekanizmaları biraz karmaşık; çoğu ilkel tür, kanat yapısına benzeyen kaslara sahip. Daha ileri türlerde ise gövdenin arkasına doğru katlanan kanatlar var, kullanmadıkları zaman hareketlerini engellemiyor.

Bu özellikleri taşımayan böceğe böcek demiyoruz arkadaşlar. Bakın mesela örümceğe böcek demeyeceğiz. Zira kendisinin 8 bacağı var, 3 vücut bölümü yok. Örümcekler, akrepler ve benzeri diğer türler farklı bir klasmana sokuluyor.

Böceklerin kafa bölgesinde yeme, duyu, bilgi toplama işlevlerini gerçekleştiren kısımlar var. Yeme derken bunun pek çok farklı şekilde gerçekleştiğini hatırlatalım: çiğneme (tırtıl), delerek emme (tahtakurusu), keserek emme (ısıran sinek), parazitlik (sinek) gibi… Henüz spagettiyi tabağın kenarında çatala dolayan ya da chopstick kullanan bir böcek yok.

Böcekler âlemi: Çoğunluk onlardaGövdenin içinde açık bir dolaşım sistemi var. Ayrıca pek çok soluk ve sindirim sistemi borusu bulunuyor. Haliyle kalp, kan damarları da mevcut.

Hava, dış iskelette bulunan bazı açıklıklar vasıtasıyla vücuda alınıyor. Oksijen, nefes borularıyla vücudun çeşitli yerlerine dağılıyor. Mide ya da sindirim sistemi, uzun ve tüpsü yapıda ve genellikle üçe bölünmüş durumda.

Böceklerin duyu organları da gayet gelişmiş. Hatta bazı hallerde insanlarınkinden daha iyi olduklarını bile söyleyebiliriz.

Örneğin, arılar ultraviyole dalga boyunda görebiliyorlar. Erkek güveler ise dişi güveleri kilometrelerce uzaktan kokuları vasıtasıyla tanıyabiliyorlar.

Üreme meselesi

Pek çok böcek türünün dişisi ve erkeği vardır ve ürerler. Bazı durumlarda fazla erkek yoktur ya da yılın sadece belirli zamanlarında ortaya çıkarlar. Böyle olduğu halde bir takım dişiler kendi kendilerine üreme yapabilirler.

Böcekler âlemi: Çoğunluk onlardaEşek arılarının pek çok türünde, döllenmemiş yumurtalar erkeğe, döllenmiş yumurtalar ise dişiye dönüşürler. Bazı nadir türlerde ise sadece dişi doğar.

Bazı böceklerde kuluçka dönemi olurken, bazılarında da yumurtalar annenin karnında büyür ve kısa bir zaman sonra da dışarı çıkar.

Bir süre sonra yumurta larvaya dönüşür. Dış kabuk oluşmaya başlamıştır. Zaten bütün büyüme bu dönemde olur, bundan sonra böceğin boyu değişmez. Pupa denen sonraki dönemde ise boy değişmemekle birlikte böcek yetişkinliğe yaklaşır ve nihayetinde gelişimini tamamlayarak erişkin hale gelir.

Böcekler soğuk kanlı yaratıklardır; ne kadar büyüyüp gelişecekleri de bulundukları çevrenin ısısına bağlıdır. Soğuk ortamda yavaş, daha sıcak ortamda hızlı gelişirler.

Yarar – zarar dengesi

Kelebek ve uç-uç böceği dışındaki böceklerin insanlar tarafından “zararlı” olarak adlandırıldığı malûmunuz. Bazı böcekler bakteri ve mikrop taşıyarak hastalık bulaştırabilir, termitler yapılara zarar verir, tahtakuruları koltukları kemirir. Bazı arı ve tahtakurusu ısırıkları yılan ısırığı kadar tehlikeli olabilir. Sivrisinek ısırıkları en büyük derdimiz değil yani. Pek çok böcek bilimci zararlıları kontrol altına alma üzerinde çalışır.

Böcekler âlemi: Çoğunluk onlardaZararlıların yanı sıra doğaya faydası olan böcekler de vardır. Arılar, karıncalar, kelebekler çiçek polenlerinin yayılmasına yardım eder. Bal, balmumu, ipek gibi faydalı şeylerin üretimi de cabası. Kimi böceklerin larvaları tıbbi malzeme yapımında kullanılıyor. Dünyanın bazı bölgelerinde kimi böceklerin yendiğini de biliyor ama bilmezlikten gelmeyi tercih ediyoruz. Eminiz onları yiyenler de “tavuk mu yiyorlarmış, aman tanrıım” diyorlardır...

Böcekler dünyadaki diğer tüm türlerden daha fazla bitki yer. Onlar olmasa ölü yaprak ve bitki örtüsüyle kaplı olacaktı ortalık. Ayrıca böcekler diğer pek çok tür için de besin kaynağı oluşturuyor.

Böceklerin bir faydası da, bazılarının bazılarını yemesi. Örneğin çekirge son derece hızlı çoğalan bir böcektir ve takdir edersiniz ki her yerin çekirge ile dolması hiç de hoş olmaz. Bunun olmamasını çekirge larvalarını ve hatta yetişkin olanlarını bile yiyen böceklere borçluyuz ama gidip teşekkür ediyor muyuz, hayır.

Böcekler âlemi: Çoğunluk onlardaDaha neler neler...

Pul kanatlı olarak bilinen türe dahil olan kelebekler sadece gündüzleri uçarlar. Eğer kanatlarına dokunursanız pulları dökülür ve bu tekrarlanırsa uçamaz hale gelirler. Dört kanatları vardır. Tek bir gün yaşadıkları ile ilgili söylenti doğru değildir; türüne bağlı olarak haftalarca ya da aylarca yaşayan kelebekler vardır. Kelebek koleksiyonu yapan kişilere “lepidopterist” denir.

Böceklerin sesi yoktur. Ancak kimi yardımcı yöntemlerle ses çıkarabilirler. Kanatlarını titreterek, suya ve sert cisimlere çarparak, vücutlarının bazı bölümlerini birbirine sürterek (cırcır böcekleri ön kanatlarındaki kancaları ile arka kanatlarındaki kazıyıcı bölümü birbirine sürterek çıkarıyor yaz günlerine fon olan gürültüyü). Bazı sesleri buradan duyabilirsiniz. Zaten böcekler konuşabilseydi ne kadar şey söyleyebilirlerdi ki: “Hey, burada yiyecek bir şey buldum!”, “Haydi buradan çıkalım”, “Seni tanıyor muyum?”, “Teksas büyüklüğünde bir terlik üstümüze doğru geliyor”, “Saygılar ekselansları…”, “Çalış, köle!”. Bu kadar, daha fazlasına gerek yok yani.

Şaka bir yana, böceklerin iletişimi birbirlerini tehlikelere karşı uyarmak, eş bulmak, yemek takas etmekten ibaret. İletişimi sesten başka çeşitli yöntemlerle gerçekleştiriyorlar: Antenleri ile dokunarak, ışık saçarak (ateş böcekleri başta olmak üzere), renklerini kullanarak (kelebekler malûmunuz, üstelik bazıları bizim çıplak gözle göremeyeceğimiz ultraviyole renkler bile taşıyormuş).

Böcekler âlemi: Çoğunluk onlardaBöcek tarihi incelendiği zaman 350 milyon yıl öncesine kadar gidiyoruz. O zamanlardan kaldığı tahmin edilen böcek fosilleri bulunmuş durumda. Oysa insanoğlu sadece 100.000 yıl önce ortaya çıkmış, düşünün.

En minik böcek, Guadalup Adası’nda bulunan 0.17 mm boyundaki Megaphragma caribea (perisineği) adında bir eşek arısı türü imiş. O kadar ufak ki dikiş iğnesinin deliğinden bile geçebilir durumda. Kuzey Amerika orijinli tüy kanatlı Nanosella fungi ise tam 0.25 mm boyutunda.

En büyük böcek kavramı değişken. En cüsseli olanı arıyorsanız adamınız Güney Amerika’dan Megasome acteon isimli böcek. 9 cm boy, 5 cm en ve 4 cm kalınlık ile korkutucu boyutlarda. En ağır böcek ise Yeni Zelanda’dan True wetas isimli böcek: 70 gr çekiyor. Yine Güney Amerikalı Titanus giganteus, 16 cm’lik uzunluğu ile kendine sağlam bir yer edinmiş durumda. Ama en uzun böcek unvanını, Pharnacia kirbyi elinde bulunduruyor; dişileri tam 36 cm.

En uzun yaşayan böcek kraliçe termittir ki ekselansları 50 yıl yaşayabilmektedir.

Son olarak; böcek korkusuna “entomofobi” deniyor.


www.benimblog.com

 

 
  Bugün 2 ziyaretçi (14 klik) kişi burdaydı!  
 
Arama.CC - Site Ekle, Link Ekle, Toplist, Url Ekle Eğitim Web Siteleri